Reyhanlı'da Yarım Asırlık Zanaatın Son Temsilcisi: Ali Kapan'ın Terzilik Mücadelesi

Reyhanlı'da Yarım Asırlık Zanaatın Son Temsilcisi: Ali Kapan'ın Terzilik Mücadelesi

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde, tıkırdayan dikiş makinesi sesleri arasında bir ömrü iğne ardına gizleyen Ali Kapan, tam 46 yıldır terzilik mesleğinin onurunu taşıyor. 62 yaşındaki usta zanaatkar, çocuk yaşlarda adım attığı dükkanında bugün hala ilk günkü heyecanıyla ama bir o kadar da değişen dünyanın getirdiği buruklukla kumaşlara can vermeye devam ediyor. Gelişen teknoloji ve hazır giyim sektörünün devasa boyutlara ulaşması, geleneksel terzilik sanatını her ne kadar köşeye sıkıştırmış olsa da Kapan, mesleğinin asla ölmeyeceğine olan inancını koruyor.

Reyhanlı'da Yarım Asırlık Zanaatın Son Temsilcisi: Ali Kapan'ın Terzilik Mücadelesi

Henüz 16 yaşındayken, ellerine iğne ve yüksüğü ilk alışıyla başlayan bu tutku, Ali Kapan için sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi haline gelmiş. Reyhanlı sokaklarında çıraklık dönemini geçirdikten sonra vatani görevini tamamlayan ve ardından kendi mütevazı dükkanını açan Kapan, yarım asra yaklaşan kariyerinde nice düğünlere, bayramlara ve özel günlere şahitlik eden elbiseler dikti. Eskiden dükkanının önünde kuyruklar oluştuğunu hatırlatan usta, o günlerin zanaatkarlığa verilen değerin zirve yaptığı dönemler olduğunu vurguluyor.

Geçmişte iğneyle kuyu kazar gibi işlenen takım elbiselerin, titizlikle kesilen gömleklerin yerini şimdilerde seri üretim fabrikasyon ürünlerin aldığını belirten Ali Kapan, bu durumun terziliğin doğasını kökten değiştirdiğini ifade ediyor. "Eskiden bir kumaş gelirdi, üzerine günlerimizi verirdik; o kumaş bir insanın üzerine tam oturan bir sanat eserine dönüşürdü," diyen Kapan, günümüzde talebin sadece tadilat odaklı olmasından dert yanıyor. Hazır giyimin hızı ve düşük maliyeti karşısında rekabet etmenin zorluğunu kabul etse de, insan vücudunun standart kalıplara her zaman uymayacağını, bu yüzden terziliğin her daim bir ihtiyaç olarak kalacağını savunuyor.

Mesleğin en büyük yaralarından birinin de çırak yetişmemesi olduğunu söyleyen Kapan, dükkanında tek başına çalışmanın ağırlığını hissediyor. Gençlerin bu tür zahmetli ve sabır isteyen zanaatlara ilgi göstermemesi, Ali Kapan gibi ustalar için geleceğe dair bir endişe kaynağı. Kendi çocuklarını ve birçok insanı bu dükkandan kazandığıyla büyüten Kapan, "Bizim mesleğimiz göz nuru ister, el emeği ister. Şimdiki nesil daha kolay yollardan kazanç elde etme peşinde. Oysa bir dikişi söküp yeniden dikmenin verdiği o sabır terbiyesini hiçbir okul veremez," sözleriyle sitemini dile getiriyor.

Gün boyunca pantolon boyu kısaltan, daralan ceketleri genişleten veya yırtılan yerleri yama yapan Ali Kapan, her şeye rağmen dükkanının kapısını sabah erkenden açmaktan vazgeçmiyor. Mesleğini çok sevdiğini ve son nefesine kadar o dikiş makinesinin başında olmak istediğini belirten usta terzi, terziliğin şekil değiştirdiğini ama özündeki insana dokunma ruhunun kaybolmadığını düşünüyor. Ona göre, bir terzinin dokunuşu her zaman özeldir ve hazır giyim ne kadar ilerlerse ilerlesin, bir insanın üzerine tam oturan bir kıyafetin verdiği konforu ancak bir usta eli sağlayabilir.

Sonuç olarak, Hataylı terzi Ali Kapan’ın hikayesi sadece bir mesleğin değil, bir devrin değişim hikayesidir. Tadilat işlemleriyle de olsa zanaatını ayakta tutmaya çalışan Kapan, aslında unutulmaya yüz tutan bir kültürün son temsilcilerinden biri olarak direnişini sürdürüyor. Reyhanlı'daki o küçük dükkan, sadece kıyafetlerin değil, aynı zamanda hatıraların ve kadim bir geleneğin de tamir edildiği bir liman olmayı sürdürüyor.