Macaristan, siyasi tarihinin en kritik yol ayrımlarından biri olarak nitelendirilen parlamento seçimleri için bugün sandık başında. Avrupa Birliği (AB) ve NATO üyesi olan ülkede, yaklaşık 8,1 milyon seçmen, ülkenin en uzun süre görev yapan Başbakanı Viktor Orban'ın geleceğini belirlemek üzere oy kullanıyor.

Seçim süreci ve adayların performansı, ülkenin iç siyasi dinamiklerinin ötesinde uluslararası bir prestij mücadelesine dönüşmüş durumda. Güncelleme notları ve veriler ışığında sürecin takibi sürerken vatandaşlar, 199 üyeli Macaristan Ulusal Meclisi'nin yeni temsilcilerini belirlemek için ülke genelindeki 10 binden fazla noktada iradesini ortaya koyuyor. Demokratik katılımın yüksek seyretmesi beklenen oylamada, Macar halkının Avrupa ile entegrasyon mu yoksa Orban'ın 'egemenlikçi' politikaları mı sorusuna vereceği yanıt merakla bekleniyor.
2010 yılından bu yana kesintisiz olarak iktidarda kalan ve her seçimden yüzde 45 ile 54 arasında değişen ezici bir destekle çıkan Viktor Orban liderliğindeki Fidesz partisi, bu kez karşısında alışılmışın dışında güçlü bir rakip buldu. Fidesz saflarından ayrılan ve kısa sürede muhalefetin parlayan yıldızı haline gelen Peter Magyar önderliğindeki Tisza (Saygı ve Özgürlük) Partisi, anketlerde iktidar bloğunu zorluyor. Bağımsız araştırma şirketlerinin verilerine göre, Orban'ın partisi Fidesz yüzde 29-34 bandına gerilerken, Peter Magyar liderliğindeki muhalif hareketin yüzde 36 ile 46 arasında bir oy potansiyeline ulaştığı görülüyor.
Öte yandan, hükümet yanlısı anket kuruluşları Fidesz'in hâlâ 5-6 puan önde olduğunu savunuyor. Başbakan Orban, katıldığı son televizyon programlarında ABD merkezli McLaughlin & Associates tarafından yapılan araştırmaları referans göstererek, partisinin iç ölçümlerinin zaferi işaret ettiğini dile getirdi. Ancak uzmanlar, seçmenlerin yaklaşık yüzde 25'ini oluşturan kararsız kitlenin son dakika tercihlerinin seçimin nihai galibini belirlemede kilit rol oynayacağının altını çiziyor.
Macaristan'ın karmaşık seçim sistemi, Orban'ın en büyük avantajı olarak görülüyor. Meclisteki 199 sandalyenin 106'sının dar bölge sistemine göre belirlenmesi, kırsal kesimde güçlü olan Fidesz'in, toplam oy oranında rakiplerinden daha az alsa dahi meclis çoğunluğunu korumasına imkan tanıyabilir. Orban, seçim kampanyası boyunca 'Savaş mı, Barış mı?' retoriğini kullanarak, Brüksel'in Ukrayna politikasını eleştirdi ve Macaristan'ı çatışmalardan uzak tutacak tek gücün kendisi olduğunu savundu. Final mitinginde yaptığı konuşmada, 'Kendimizi savunmak için küresel güç odaklarına hayır demeliyiz. Macera arama değil, kazanımlarımızı koruma zamanıdır' diyerek muhafazakar seçmene seslendi.
Muhalefet lideri Peter Magyar ise kampanyasını tamamen değişim ve Avrupa ile barışma üzerine kurguladı. Ülkedeki enflasyon, sağlık sistemindeki çöküş ve yolsuzluk iddialarını ana gündem maddesi yapan Magyar, 'Macaristan'ın yeri Avrupa'dır' sloganıyla seçmeninden destek istedi. Orban'ı Rusya ile yakınlaşmak ve Macaristan'ı izolasyona sürüklemekle suçlayan Magyar, iktidara gelmeleri durumunda AB fonlarının önündeki engelleri kaldıracaklarını ve hukukun üstünlüğünü yeniden tesis edeceklerini vaat etti.
Seçim sonuçları, uluslararası arenada da büyük yankı uyandıracak. Brüksel yönetimi, Ukrayna'ya yapılacak 90 milyar avroluk yardım paketini ve Rusya'ya yönelik yeni yaptırımları sık sık veto eden Orban'ın olası mağlubiyetini, AB içindeki çatlakların onarılması için bir fırsat olarak görüyor. Aynı şekilde ABD'de Donald Trump kanadı Orban'ı desteklerken, İsrail hükümeti de Batı Şeria politikalarına destek veren tek AB ülkesi olan Macaristan'daki iktidar değişimini endişeyle takip ediyor. Macaristan sandık başında sadece bir hükümeti değil, aynı zamanda Avrupa'nın jeopolitik geleceğini de oyluyor.