Küresel siyasetin merkezi, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında sağlanan 15 günlük geçici ateşkesin ardından Pakistan’ın başkenti İslamabad’a kaydı. İki ülke temsilcilerinin Hürmüz Boğazı ve Lübnan gibi bölgeyi ateşe atan kritik başlıkları ele almak üzere Pakistan’da masaya oturması beklenirken, bölgede adeta kırmızı alarm ilan edildi. Uluslararası kamuoyu, on yıllardır süregelen ve bölge istikrarını tehdit eden gerilimin bu kez kalıcı bir barışa veya daha geniş kapsamlı bir mutabakata evrilip evrilmeyeceğini merakla bekliyor.


Görüşmelerin gerçekleşeceği 300 odalı lüks Serena Otel’de hazırlıklar tamamen tamamlandı. Pakistanlı kaynaklar, otelin iş kompleksinin tamamen boşaltıldığını, ofislerin kapatıldığını ve personelin evden çalışma sistemine geçirildiğini bildirdi. Bölgeye sevk edilen ağır güvenlik araçları ve kurulan kontrol noktalarıyla otel adeta bir kaleye dönüştürüldü. Alternatif bir mekan olarak Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in konutu da hazır tutulsa da, tüm lojistik planlamanın otel üzerinden yürütüldüğü ifade ediliyor.
Müzakere masasındaki asıl zorluk ise İran’ın sunduğu ve ABD tarafından başlangıçta reddedilen 10 maddelik şartlar listesi. Tahran; ABD’nin saldırmazlık garantisi vermesi, Hürmüz Boğazı kontrolünün İran ordusunda kalması, uranyum zenginleştirme hakkının tanınması, yaptırımların tamamen kaldırılması ve bölgedeki ABD askeri varlığının son bulması gibi oldukça sert taleplerde bulunuyor. Bu maddelerin her biri, taraflar arasındaki diplomatik uçurumu temsil ederken, masada nasıl bir orta yol bulunacağı ise henüz bilinmiyor.
Son gelen raporlara göre, Tahran yönetimi müzakerelere katılmak için ön şart olarak Lübnan cephesinde kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını talep ediyor. İran Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin İsrail üzerindeki etkisini kullanarak tüm cephelerde silahları susturmaması durumunda İslamabad'daki zirvenin bir sonuç vermeyeceğini vurguladı. Batı medyasında yer alan "İran heyeti Pakistan'a ulaştı" haberleri Tahran tarafından yalanlanırken, diplomatik kaynaklar Lübnan düğümü çözülmeden tarafların el sıkışmasının imkansıza yakın olduğunu değerlendiriyor.